Eskiler

19:21

Haftalık dergi tadındayım. Farkındayım. Ama hayat bu aralar okuldan eve ve evden okula şeklinde geçiyor. Bir de bunun dışında 3-5 kişiyle görüşüyorum ama bunlar rutin şeyler. Ben şimdi buraya yazsam bugün yine beraberdik falan diye herkes sıkılır. Bir daha okumaz burayı. Buranın belli bir heyecan katsayısının altına düşmemesi lazım.

Geçen hafta iki tane sınava girdim. İkisi de güzel geçti. Fizikten hayatımın en yüksek notlarından birini alarak geçmeyi garantiledim diyebilirim. Diferansiyel denklemler de şahane geçti. Kısmetse bu yaz okulundan sonra "havuz dersim" kalmayacak. Haftanın önemli gelişmeleri bunlar. Yani "basakiper ajans"'ın anlatabileceği bunlar.

Ama beni üzen bi durum var. Bunu daha yeni farkettim aslında. İsveç'te yazdığım "İstanbul'da dönünce yapılacaklar listem" vardı. İstanbul'a getirdim onu, hatta bahsetmiştim burada o listeden. Şu anda bulamıyorum o listeyi. Odanın içinde, çekmecelerden birinde, bir şeylerin altında duruyor. Ama ben bulamıyorum. Çekmeceleri dökmem lazım galiba ama ona da üşeniyorum. Farkında olmadan listeden yaptığım ve üzerini yaptım diye çizmem gereken bir madde var mı diye merak ediyorum ama kağıdı bulana kadar beklemem gerek cevabını öğrenmem için.
Karalama yanlış anlaşılmasın ama. Okunmayacak hale getirmiyorum. Yıllar sonra baktığımda da okuyabileceğim şekilde çekmecenin birinde durmasını istiyorum. Anısı olan hiçbir şeyi atmam. Hepsi duruyo çekmecelerde işte. Bakınca yıllar yıllar öncesini hatırlayıp unuttuğum anları yad ediyorum. (Çok duygusal ve romantiğimdir haha) O liste de tekrar gün ışığına çıkacağı günleri beklemek üzere çekmecede yerini almalı. Ama tabi önce bulmam gerek.
Bu arada bu eskiler, yad etmek falan demişken aklıma geldi. Geçenlerde geçen sene yazdığım bir mail geldi adresime. www.futureme.org adresinden kendime mail yazmışım, "sevgili başak naber nasılsın" diye. Okuyunca çok hoşuma gitti. Ve o an hatırladım, aslında o mektuplardan çok yazmıştım ama hiçbirini hatırlamıyorum. Bazılarını 5-10 sene sonra yollanmak üzere ayarlamıştım hatta. Kendime yolladığım, nelerden bahsettiğimi bile hatırlamadığım ve hala elime geçmeyen mektuplar var. Çok enteresan. Ama tavsiye ederim. Ben çok mutlu oldum okuyunca.

İşte böyle beni takip eden, bıkmadan okumaya devam eden kişi. basakiper'in durumu bu haftalık da böyle.
Sen kendine iyi bak, canını sıkma bu sıcaklarda.

frou frou - breathe in
sigur ros - gong endir
björk - possibly maybe

19:33

Comments

ömer said…
=)
kağıdı kaybettiğinde hala aklında yapacağın bir şeyler kalmışsa iyi, evet o kağıdı kaybetmek çok sıkıcı ve evet geçerli bir klişe: "bir şeyi aklına koymuşsan zaten yaparsın". olsun sen de sıkma canını sıcaklarda.

transformers çok kötü bir film, çocukluğumuzdaki robotları öldürmüşler, ya da çocukluğumuzu öldürmüşler. (çok romantik bir girizgah oldu, boşver)

Popular posts from this blog

Bir baska pazar.

Volverin, taraftara yol verin!

Nisan planlari