Posts

Showing posts from August, 2007

Zafer Tatili

00:45

Evet, tekrardan haftalık mecmuaya döndüm. Kabul ediyorum. Ancak staj bütün zamanımı çalıyor. Bütün bunların suçlusu Arçelik A.Ş. Gerçi, aslında her zamanki gibi, anlatacak pek bir şey yok. Böyle yazmaya başlayınca arada bir konudan konuya atlarken dişe dokunur bir şeylerden bahsediyorum ama o da her zaman olmuyor bildiğiniz gibi.
Bugünlük de başladım yazmaya. Kim bilir devamında neler olacak.

Neyse, bu staj hayatı yorucu. İnsan kendine zaman ayıramıyor. Ancak mühendis olmak pek güzel bir şey. Gururluyum, mutluyum. Üretim güzel şey.
Ancak sağolsun danışman mühendisim Kamil Bey şahane bir adam. 31 Ağustosta gelmenize gerek yok diyerek gönüllerde taht kurdu. Böylece 4 günlük inanılmaz bir tatile kavuştum. Önce yaz okulu, üstüne de staj pek hoş değil, hemen ardından da okulun tekrar açılacağını biliyorsan. Ama bu 4 gün güzel oldu. 2 günü Hazerfen Havaalanı yakınlarında festivalde geçecek büyük ihtimalle. Yarın ve cuma günü de güzelce uyumak ve dinlenmekle. Aslında bu seneki festivale gi…

Nerelerden nerelere, değil mi ama?

21:15

Bundan önceki yazımda, yani 1-2 gün önce, yani çok kısa bir zaman önce (artık haftalık dergi tadında olmadığımı üstüne fazla göstermeden bastırmak istedim) dediğim gibi tatilde aklıma gelen ve benim aklımda tutmayı becerebildiğim birkaç şey vardı. Artık sadece bir tanesini hatırlıyorum. Sanırım kendime ufak bir not defteri almam lazım. Entel havalarda takılıp aklıma gelenleri not alırım. Sonra da buraya yazarım. Afedersiniz de uğraşamam. Aklıma bir daha gelirse yazarım. Yok gelmezse de sonsuza dek ünlü olma şanslarını kaybettiler. Onların bileceği iş.

Bak aslında şimdi böyle bir giriş de olmadı. Ben daha ağır konulardan bahsedecektim. Bu kadar sarkastik bi giriş paragrafından sonra da hiç uymaz. İkizler burcu misali her paragrafta ruh halini değiştiren canlı bir yazı yazıyor da olabilirim aslında belki. Yok hayır aslında burçlardan zerre anlamam. Genelde öyle derler ya, ikizler burcu üyelerinin bir dakikası bir dakikasını tutmaz diye. Ben onların yalancısıyım. Herkesin bir bildiği…

Arçelik A.Ş.

19:53

Tatilden döndüm, staja bile başladım. Bugün itibariyle Arçelik A.Ş. Çamaşır makinaları üretim bölümü montaj-2 takımının bir üyesiyim. Çamaşır makinaları önümde yapılıyor. Arçelik veya Beko çamaşır makinası almayı düşünüyorsanız çekinmeyin alın. Gözümün önünde yapılıyorlar. Ben onay verdim.

Yazının başında dediğim gibi tatilden de döndüm. Aslında tatile dair de bir şeyler yazmak lazım. Ya da tatilde aklıma gelen ve aklımda tutmayı becerebildiğim birkaç şey var. Onlardan da bahsetmek lazım. Ama bugün stajın ilk günü olması dolayısıyla ve bu bahsettiğim konulara "Bugün de staja başladım. O değil de bıdıbıdı.." gibi bir giriş cümlesiyle başlamak istemediğimde dolayı başka bir yazıya erteliyorum.

Bugün kalktım Tuzla'ya gittim ve başka da hiçbir şey yapmadım. Şu stajyerlik müessesini daha işe yarar bir şekle soksalar şahane olabilir. İş ver mesela bana. Ben oraya boş oturmak için mi gidiyorum? Evimde de boş otururum ben. Hatta yatağımda boş boş yatabilirim sabah 8'den a…

Bilemedim

02:05

Gitmeden önce son bir yazı daha olacak sanırım. Aslında tam olarak ne diyim bilemedim. Oradan buradan, çok alakasız şeylerden bahsetmek istiyorum galiba. "O diil de aslında..." diye başlayan birçok cümle kurabilirim sanırım. Ama dediğim gibi bilemedim.
Bu yazıyı sonraları okuduğumda "nasıl yani?" diye bir tepki verebilirim ya da aklımdan geçenleri hatırlayıp kendimi anlayabilirim. Karışık.

Hep diyordum bunu, özellikle de güncem.com'da yazarken. Hayat her şeye rağmen güzel diye. Gerçekten öyle. Güzel. Ama anlayana, hissedebilene. Belki de şöyle söylemek daha doğru olur: anlamak isteyene, hissetmek isteyene. Bense pek isteksizim. Ama hayat hala güzel. Sevdiğim bi söz vardır, Nazım Hikmet'in sanırım, emin değilim. Şöyle der, "Körler onları görmese de yıldızlar vardır." Aklımdan geçenleri en açık şekilde böyle anlatabilirim galiba.

Benim çok çok konuşup içimdekileri dökmem ve ondan sonra her şeyi bir kenara itip en baştan başlamam lazım. Severim baş…

Yıllık izin

14:32

Yaz döneminin son sınavına da yarın giriyorum. Ve hayır, bir dönem daha bittiği için hiç heyecanl falan değilim. Final sınavlarında pek başarılı değilim zaten. Finalde başarılı olmak için o derse sinirlenmem lazım. Hocaya, ders konularına, verilen ödevlere, ders ortamına vs. Dersteki konulardan ve ödevlerden çok hocaya sinirlenmek daha kolay bir alternatif tabi ki. Üniversite öğrenimim boyunca -ki 3 seneyi devirdim, 4 ve 5. senelere doğru yelken açtım- kaldım gözüyle bakılacak derslerden geçmişliğim var ve bunun tek sebebi de benim sinirlenmem.
Sinir işe yarayan bir şeydir. Kullanmayı bilmek lazım.

Her neyse, bu sene hiç tatile çıkamayacağım sanıyodum. Yanılmışım! Cumayı cumartesiye bağlayan saatlerde Bozcaada yolcusuyum. Salı günü gelip çarşamba günü biraz daha güneylere gitme planım var henüz düşünme-taşınma aşamasında. Hiç tatil yok derken 2 farklı grupla 10 gün tatil yani. Hiç fena değil.
Neymiş, kendini kötüye hazırlayınca başına gelenler şahane hissetiriyormuş. Gerçi başıma ge…

Mutluluk denklemi

00:05

#bu yazı 01/08/07 tarihinde fizik 2 dersinde çok sıkıldığım anlarda yazılmıştır.

Şimdi biz mühendisler ve mühendis adayları denklemlere ve eşitliklere bayılırız. Her şeyin bir denklemi ve eşitliği, bunlara bağlı olarak da bazı değişkenleri yaratılabilir. Böylece hayattaki her şey matematiksel olarak açıklanabilir. En azından teorik olarak. Buna göre dünyadaki mutluluğun yoktan var edilip varken yok edilemeyeceğini varsayarsam -enerji misali- bir denkleme oturtabilirim. Yani, birinin mutluluğu yok olmaz. Ya şekil değiştirip üzüntüye dönüşür ya da başka birine geçer. Termodinamik yasalarının dediği gibi eğer entropi sürekli artıyorsa buna bağlı olarak da dünyadaki toplam üzüntü miktarı da hep artmalı.

Bu durumda herkesin eninde sonunda üzülmesi lazım. Mutluluk da yoktan var edilmediğine göre etraftaki birinden mutluluk çalmak lazım.

Evet.

duman - aman aman
kruder&dorfmeister - useless

00:10