Posts

Showing posts from October, 2007

Tarih

00:09

Coşku içinde bir 29 Ekim'i daha geride bıraktık. Bağdat Caddesi'ndeki kutlamalara bizzat katıldım, bayrağımı salladım. Yapılan propagandaları duymazdan geldim. "Bir başkadır benim memleketim" tadında daha çok şarkı olsaydı diye düşündüm. Sadece "30 kupona alınmadı bu vatan" diye bağıran bir genç vardı. Yaratıcılığından dolayı onu buradan tebrik etmek istiyorum. Yoksa politikayla, propagandayla pek işim olmaz. Daha önce belirttim mi bunu bilmiyorum ama politikaya inanmam.

Neyse, bugün benim kişisel tarihim açısından da önemli bir gün. Kişisel tarihim olduğu için de çok ayrıntıya girmek istemiyorum. Olur da bir gün bir kitap yaparsam hayatımı ya da bir dizi ya da bir şekilde daha büyük kitlelere ulaşırsa anlatacaklarım o zaman biraz daha ayrıntı veririm belki. Burada "şurada kaç kişi okuyor ki beni, değmez bunlara..." gibisinden bir şeyler demek istemiyorum. Sadece biyografik bir yayınım olursa insanlar bunu sadece bu kızın nasıl bir hayatı varm…

Alıntı yapalım bi kere de

00:14

Bu pazartesi yazamadım. Farkındayım. Bu olayın insanlar üzerinde yıkıcı bir etki yarattığını düşünmüyorum. Hatta kimse farkına da varmadı ama ben kendimi biraz suçlu hissettim. Her neyse. Bu hafta, geçen sene güncem.com semalarında yazdığım bi yazının bi bölümünü buraya aktararak işin kolayına kaçmayı planlıyorum. Aslında işin kolayına kaçmak değil de hoşuma gitti.
Sözü fazla uzatmadan, 22 Ekim 2006 Pazar tarihli güncem.com basakiper yazısıyla sizi baş başa bırakıyorum.

"...
ayrıca oo'ya ithafen hayatımdaki en son güzellikleri yazmak istiyorum:
kanelbulle çok güzel bir şey.
kahve de güzel bir şey.
kahve ve kanelbulle'nin bir araya gelmesi voltranı oluşturabiliyor.
dişlerimi fırçaladıktan sonra su içmek güzel.
temiz çamaşırların kokusu çok güzel.
sıcacık suda bulaşık yıkamak çok güzel.
sabahları alarm çalmadan uyanmak güzel.
çilek reçeli daha güzel.
matlab kullanabilmek güzel insanların yaptığı güzel bir şey.
ansys kullanabilmek en güzel insanların yaptığı güzel bir şey.
mukavemet …

Özel perşembe sayısı

22:22

Sürpriz! Bu hafta iyisiniz. Bir değil, şimdilik, en azından 2 yazınız var okuyacak. Bugün aldığınız en güzel haber bu, değil mi? Rica ederim efendim ne demek. Ben zaten siz kendinizi iyi hissedin diye yazıyorum.

Okulun ufaktan başladığını hissettirmesiyle biraz yorulmaya başladım bu aralar. Ödev, ders, sonrasına quiz. E tabi vizeler başladı. Öğrendiğim sürece yorulmak güzel aslında. Bir de tam anlamadığım konular var. (Aslında anlamadığım deyip aptal durumuna düşmeyeyim burada. Anlamaya uğraşmadığım demem lazımdı. Biraz da asi ve havalı olduğumdan dersi pek dinlemem. Ya işte gidiyoruz da sınıfa, piyasaya yani.) Bu lafı fazla uzatmadan yazının hissesini söyleyeyim hemen: Öğrenmek güzel şey, öğrenmeye çabalamak daha güzel şey.

Onun dışında, yoruldum falan dedim ya, ufak bir konu var. Bana göre, hayatı benimkinden daha zevkli/eğlenceli/huzurlu/yaşanabilir olanların hayatlarından şikayet etmeleri beni çok rahatsız ediyor. Doğrudur onların da sorunları, uğraştıkları, kafa yordukları kon…

Futbol ve hayat

21:25

Sanırım pazartesileri her yeni haftayla yenisi çıkan bir dergiyim. Şöyle bi bakınca öyle geldi. Meraklanmayın ama pazartesi yazmazsam. Üşenmişimdir, işim vardır, dersim vardır, dışardayımdır falan.

Neyse. Evde kalan bayram çukulatalarını yerken -markaları Bolçi bu arada, Bolu Çikolataları, pek güzeller, Bolu Dağı civarından geçerseniz kaçırmadan alın- çok çok önceden söylediğim "hayat sürekli çalım peşinde" lafı aklıma geldi. (bkz. http://basakiper.blogcu.com/1670653/) Sonra aslında biraz daha genel ve büyük düşününce hayatın belki tek bi maça diil ama futbol ligine benzediğini anladım. (Çok felsefi/edebi bi benzetme bekliyordunuz sanırım. Onlardan bende yok malesef. Ben günlük hayatın içinden, sizden biriyim. Sanat halk için.) Sonra aslında enine boyuna düşününce kendimi tebrik ettim böyle bir şey düşündüğüm için. Kesin birileri çıkar ve "sen daha yeni mi anladın be?" der buna ama ben gurur duyuyorum kendimle.
Aslında lafı uzatmadan teorimden bahsetmek istiyord…

5 dakikada Beşiktaş

09:49

Erken kalkılan bir pazartesi. Hem de boş olmasına rağmen okula gitmek zorunda olduğum bi pazartesi. Haftanın ilk günü istenmeyen şekilde geçerse haftanın devamı da istenmeyen şekilde mi geçer? Yoksa bu tür şeyler yalan mı? Ben yalan olmalarını temenni ediyorum.

Baktım yine 1 hafta olmuş ben yazmayalı, hemen bir şeyler yazıyım. Okuyanlar benim yaşadığımı anlasınlar da içleri rahatlasın dedim. Yoksa bu geçen 1 haftada enteresan hiçbir şey olmadı. Aa, bi tek şey oldu. Okulda dönem temsilcisi seçildim. Hem de 5+1 oyla. +1 oy benim kendime verdiğim oy. Örnek öğrenciyim. Sormayın.

Neyse, dediğim gibi bugün işim gücüm var. Çok kalamıyorum. O yüzden bunu saymıyorum. Beni yine bekleyin. Görüşürüz.

eric truffaz - saisir

09:54

Bir haftasonu

15:23

Boş ve güzel bir pazartesi daha. Ve ben enteresan bir şekilde tebessüm etmekteyim. Yazı yazarken hiçbir neden olmadan tebessüm etmek hoş bir duyguymuş, sevdim. Bundan sonra da devam edeceğim buna.

Bu yazmadığım günlerde neler oldu diye bir gözden geçirelim hep beraber. En son 27 Eylül'de yazmışım, yani perşembe. Cuma günü okula gittim geldim. Sonra bir yemek yedik dışarıda. Sonra da evdeydim. Oturdum ki oturmak sevdiğim şeylerden biridir. Çok rahat bir şekilde oturdum. Bu en sevdiğim şeylerden biridir. Cumartesi günü, bu Otto neyin nesidir, niye bir anda bu kadar popüler olmuş diye bakmak üzere Taksim'e yollandık. Otto'nun kalabalığından korktuk diyebilirim. Gerçi hafiften bir Robert kantini havası vardı. O bakımdan hoştu sanırım ama ezilme tehlikesi bize göre olmadığından yavaşça uzaklaştık mekandan. Tabi Babylon'da da Hotchip kalabalığı vardı. Gerçi Hotchip sıkıcıymış biraz, gidenler varsa yorumları duymak isterim. Babylon'u da geçtik, gittik onun yerine Kino…