Futbol ve hayat

21:25

Sanırım pazartesileri her yeni haftayla yenisi çıkan bir dergiyim. Şöyle bi bakınca öyle geldi. Meraklanmayın ama pazartesi yazmazsam. Üşenmişimdir, işim vardır, dersim vardır, dışardayımdır falan.

Neyse. Evde kalan bayram çukulatalarını yerken -markaları Bolçi bu arada, Bolu Çikolataları, pek güzeller, Bolu Dağı civarından geçerseniz kaçırmadan alın- çok çok önceden söylediğim "hayat sürekli çalım peşinde" lafı aklıma geldi. (bkz. http://basakiper.blogcu.com/1670653/) Sonra aslında biraz daha genel ve büyük düşününce hayatın belki tek bi maça diil ama futbol ligine benzediğini anladım. (Çok felsefi/edebi bi benzetme bekliyordunuz sanırım. Onlardan bende yok malesef. Ben günlük hayatın içinden, sizden biriyim. Sanat halk için.) Sonra aslında enine boyuna düşününce kendimi tebrik ettim böyle bir şey düşündüğüm için. Kesin birileri çıkar ve "sen daha yeni mi anladın be?" der buna ama ben gurur duyuyorum kendimle.
Aslında lafı uzatmadan teorimden bahsetmek istiyordum ama bir anda bir ukalanın gerçekten bu yorumu yaptığını hayal ettim -hayal etmek ne kelime, resmen kulaklarımda çınladı tiz bi ses- ve sinirlendim.

Neyse. Ah be... Bu yazı çok ciddi olacaktı aslında. Çukulata yerken öyle hesaplamıştım. Evdeki hesap gerçekten çarşıya uymuyor. Ve ben gereksiz yere laf uzatıyorum bugün. Haklısın okuyucu, çok baydım seni. Dur biraz daha. Şimdi geldim konuya. Buradan sonrasını çok ciddi oku.

Bazen öyle zamanlar oluyor ki doğru yerde doğru insanlarla doğru zamanda olduğunu düşünüyorsun. Halbuki ofsayt! O top ayağına ya biraz erken ya da biraz geç geliyor ve sen yanlış yerde duruyorsun. Kale önünde olabilir de neye yarar bu durumda? Bazı zamanlar oluyor, beyninin aldığı kadar çalışmana, olabildiğince alttan almana, kimseyi kırmamaya çalışmana, en doğruyu yapmak için uğraşmana, onu mutlu etmek için ne gerekiyorsa yapmana rağmen olmuyor. Hakem vermiyor o faulleri! Hakemi bırak, sizin o teknik direktör olacak adam yok mu.. Hiç bişey anlamıyor futboldan. Bazı dönemler oluyor hayatta, "aman be" diyorsun. Yorumcular senin için motivasyonu eksik diyorlar. Sense sadece sezon kapansın da tatile gitsem diyorsun. Zaman zaman da bas bas bağırıyoruz işte "Turkcell süper lig, hiiiç bitmesin!" diye.
Ya da çok çalışıp, çok antreman yapıp çıktığın ilk maçta sakatlanıp sezonu kapatıyorsun.

Bilmiyorum işte. Bu örnekler daha uzar gider. Şimdi aslında düşününce çok saçma oldu. Çukulata yerken daha mantıklıydı her şey. Fazla çukulata sarhoşluk etkisi yapabilir mi acaba bünyede?

Bu muhabbeti daha fazla uzatmadan sizleri diğer yazıma kadar düşündürmek amacıyla bir soruyla kapatıyorum yazımı. Aslında futbol da hayatın bir parçası değil mi? Öyleyse nedir bu yazıdaki mantık?

the national - mistaken for strangers
pearl jam - alive
moloko - mother
jeff buckley - i want someone badly
shivaree - good night moon
pearl jam - not for you

21:51

**Çukulata diye yazılmaz o. Çikolatadır. Biliyorum.

Comments

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari