Hep alıntı, hep alıntı

20:50

Yazdıklarımı tekrar okumak çok hoşuma gidiyor. En çok zevk aldığım aktivitelerden biri diyebilirim hatta. Periyodik olarak yapıyorum. Yazarken neleri düşünerek neler yazdığımı, üstü kapalı kime veya neye laf soktuğumu, hangi konuda rahatsızlığımı yine üstü kapalı olarak nasıl belirttiğimi anlamak çok eğlenceli.

Bu pazar günü de güncem.com'dan alıntı yapacağım. Bugünkü yazı 29 Eylül 2006 Cuma tarihli.

"...İnsan bir yerlerden ayrılıp ardında bir şeyler bırakınca onların ister istemez değişeceğini ve onlarla beraber (onlardan etkilenerek belki de) kendisinin de değişeceğini kabul etmeli. bir yerleri bırakmadan önce böyle bir antlaşma sunulmalı. "license agreement" gibi, ama anlaşmayı okumadan sadece aşağı çekerek "i accept" tuşuna basılamasa.. İnsan başına gelecekleri bilerek bir şeyler yapmalı. di mi..
Anlaşmayı görmememe rağmen tahminlerim vardı benim bu konuda. Ayrıca en kötüyü düşünüp kendimi ona hazırlama gibi bir durumum da var sanırım. O yüzden ben hazırlıklıyım. dersime çalıştım.
Yine de bazı şeyleri kaldırmak zor.
Ama yine de ben iyiyim. Gerçekten.
Meraka ya da telaşa mahal vermek istemiyorum.
Sadece bazen kafamdan geçenlerin kalıcı olmasını istiyorum."

Ayrıca dün gece çok enteresan bi rüya gördüm. Rüyada gördüğüm kişi ve olaylar gerçekten çok şaşırtıcıydı. Sabah her şey gerçekmiş gibi çok şaşkın uyandım. Zaten rüyada da olanlara çok fazla anlam verememiştim. "Bu işin altında bi bit yeniği var ama hadi neyse.." diyordum. Uyanınca da ne yapacağıma bir an karar veremedim. Bunu buraya bu şekilde yazmamın sebebi, rüyayı unutmak istemiyorum. Gerçi çok kapalı yazdım. İlerde bunu çözemeyebilirim. Ama denemekte fayda var.

Böyle işte.

Incubus - just a phase
skin - getting away with it

20:56

Comments

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari