Posts

Showing posts from April, 2008

başak

Image
13:42

(Aslında şu anda ders yapıyor olmalıydım. O yüzden müzik falan dinlemiyorum. "Bundan sonra ne dinlediğini bilemeyecek miyiz?" diye endişelenmeyin diye baştan söylüyorum.)

Aklımda zilyon tane şey olmasına rağmen şu bahar günlerini daha keyifli geçirme taraftarıyım. Havalar leş gibi sıcak oluncaya saklıyorum can sıkıcı konuları. (Şansa bak ki tam bunu yazdığım gün hava soğudu ve dışarıda fırtına var)

Bugün öncelikle, her ne kadar kendilerini sevmesem de, Ülker'e teşekkür ediyorum. Niye derseniz, şu yüzden:


Adıma bisküvi yapmak ince bir davranış. Takdir ettim kendilerini. Hem de tadı güzel. Test ettim, onayladım. Çikolatalı bisküvi gibiyim, pek tatlıyım diye kendime pay da çıkarabilirdim ancak havamda değilim. Belki başka zaman.

Ve geldik tavsiye bölümüne. Bu yazının film tavsiyesi, basakiper ilk 10'una girebilecek bir film: Snatch. Geçen pazar akşamı tekrar izledim, tekrar çok beğendim. Siz de izleyin. Siz de beğenin. İzlerken de dondurma yiyin. Carte d'Or'un …

Mola

Image
01:16

Tam şu güne dönmek istiyorum. Yarın kalkınca şu yandaki gün olsun. Sonra devam ederim kaldığım yerden.
Mola.

01:17

Bahar ve yılanlar

17:17

2 günde bir yazmama alışık olmadığınız için çok şaşırdınız, ağzınız açık kaldı. Di mi? İşte yapmak istediğim giriş buydu. Tebrik ederim kendimi.

Bu beklenmedik yazının çok önemli bir olayla ilgili olduğunu düşünenler, yazının devamında sizi tatmin edecek çok bir şey olmayabilir. Ama okuyun. Başladığınız işi bitirmek büyük bir erdemdir.

Artık bahar gerçekten geldi galiba. Havaların güzelleşmesiyle benim içime bitmek tükenmek bilmeyen bir neşe ya da sonsuz enerji falan dolmadı. Hiçbir şey olmadı. Sadece giydiklerim değişti. Yoksa vapurda hala dışarıda oturmuyorum, zira rüzgarlı oluyor. Saçım başım birbirine giriyor. Sabah sabah aptal oluyorum. Benim gibi bir mühendis adayının sabahın köründe aptal olması demek, bütün gün boyunca girdiği derslerden verim alamaması demek. Böyle şeyler istemeyiz. "Güneş gördük, havalar ısınmıştır, vapurda dışarıda oturalım" zihniyetiyle uzaktan yakından alakam olmaz.
Ama havaların ısındığı su götürmez bir gerçek. (bu deyimi hep kullanasım vard…

Öyle böyle

21:57

Her seferinde enteresan bir giriş yapmak istiyorum ama bir türlü beceremedim. Enteresanlıktan öte can alıcı olmalı, bir anda bütün dikkatiniz burada yoğunlaşmalı giriş paragrafından sonra. Öyle yaptım farzedin. Gerçi bu yazıda yapmasanız da olur, zira çok önemli şeylerden bahsetmeyeceğim. Ama belli de olmaz. Önceki yazılarda tohumlarını serptiğim gizemli konular belki de bu yazıda ufaktan filizleneceklerdir.

Önce haftaya genel bir bakış atalım. Bu hafta neler yaşandı, nerelerde neler yapıldı? Düşününce her zamanki gibi okula gidildi, salı ve çarşamba günleri sınava girildi. Salı günü saat 8'e kadar Maslak'ta kalmak nasıl bir şeymiş, o tecrübe edildi. Kapıya doğru yürürken, bir an için İstanbul'da yaşadığımı unutup masumca fısıldadığım"Umarım trafik yoktur da Beşiktaş'a rahatça giderim" dileğim gerçekleşti. (Keşke başka bir şey dileseymişsin demeyin, o an başka hiçbir şey beni o kadar mutlu edemezdi, gerçekten) Sonraki günler de geldi geçti. En nihayetinde…

Keşke

21:58

Nisan ayının ilk yazısı herkese hayırlı olsun. Şu hayatta en sevdiğim şeylerden biri, yapmam gereken bi iş varken bambaşka bi işle uğraşmak, tıpkı şu an yaptığım gibi. Yarın yine sınavım var. Hem de diğerlerinden farklı olarak saat 6'da başlayacak. Saat 18:00 dersem belki daha anlamlı olur. Çok keyifli, değil mi? İstanbul'da en sevdiğim şeylerden biri de saat 20:00 sularında Maslak trafiğinde sıkışıp kalmak. (Benim ne zaman ciddi olduğumu, ne zaman ironik konuştuğumu anlayamayanlar var. Alın size alıştırma. Acaba bu bahsedilenlerden hangisi doğru?) Bir de aslında işin en güzel tarafı çarşamba sabah başka bir sınavımın olması. Anlatırken bile içim bi hoş oldu. Bu kadar çok sevdiğim şey bir arada, çok heyecanlı.. İple çekiyorum önümüzdeki iki günü.

Akademik hayatımın gidişatından sizi haberdar ettikten sonra sosyal hayatıma da şöyle bir bakalım. Erik Truffaz Bey'i sattım mesela. Kendisi çok ısrar etti halbuki, "Lütfen gel, İstanbul'a senin için geldiydik biz..&q…