14. hafta

10:36

Vallahi hep aklımdasınız ancak bir türlü buralara uğramak kısmet olmadı. (Bu sefer ani bir giriş denemesi yapıyorum. Bir anda konuya girip okuyucunun dikkatini üzerimde toplama çalışması.) Niye uğrayamadın, bahanen neydi derseniz hemen cevaplarım. Çok dersim var. Sürekli okuldayım. İnanmazsınız, pazar, yani dün, bile okuldaydım. Ve inanmazsınız, bir pazar gününe göre okulda çok fazla insan vardı. Benim için pazar günleri uzun uzun kahvaltı yapılan, üstüne de boş boş oturulan bir gün. Gerçi benim için her gün öyle olabilir. Ama pazar günü. Her yer kapalı, yollar boş. Ve ben okuldaydım. Hatta kütüphanedeydim. Her neyse, değişik bir tecrübeydi. Tavsiye etmiyorum.

İTÜ akademik takvimine göre şu an okulun 14. yani son haftasındayız. Bu demek oluyor ki bütün projeler ve ödevler bu hafta teslim edilmeli. Üstüne bir de vizem var. Hocamın deyimiyle, "geleneksel yıliçi sınav şenlikleri". Ve hayır, sınava şenlik deyince bir anda şirinleşmiyor sınav. Eşeğe altın semer vurmak çok manasız. Her neyse.
Bu yoğun ve sıkıcı dönem dolayısıyla biraz sinirli oldum. Beni tanıyanlar, "normalde de sinirli değil miydin sen?" diyorlarsa eğer, şu anki halimi tahmin etmesinler. Beni olduğum gibi hatırlasınlar. Mesela bu sabah yataktan sinirli kalktım. Hiç huyum değildir. Evden çıkana kadar zaten evin içinde aptal bir koşuşturmaca içerisinde olduğumdan sinirlenmeye vakit bulamıyorum. Genellikle, gün içerisinde, sinirlendiğim ilk şey, 10. kat komşusunun asansörü benden önce çağırması, kaçan otobüs, ısrarla elime gaste tutuşturmaya çalışan adam falan oluyor. Uzun lafın kısası, bu aralar sinirliyim. Ama korkmayın, anlık şeyler bunlar.

Peki senin vaktin bu kadar dar, niye bu kadar boş konuşuyorsun diyenler varsa, şu an okuldayım. Dün gece uzun saatler boyunca yazmaya çabaladığım projenin elimdeki bölümünü yazmayı bitirdim. Dersin ortasına dalmak gibi bir huyum da olmadığından boş oturacağım bu süreyi burada değerlendiriyorum. Eğer bu geyik sarmadıysa hooop başka geyiğe gibi bir seçeneğiniz de var tabi. Ancak, bu sayfada, ben daha iyisini yapana kadar, en iyisi bu.
Hem zaten okur arkadaşlardan yazı yazmamı isteyenler var. Ozan Beyler mesela bu isteklerini dillendirdiler. Ozan Bey demişken kendisiyle de yıllar yıllar sonra vapurda karşılaştık. Burada "hayat ne tuhaf vapurlar falan" lafının kulaklarını çınlatıyorum.
Vapur demişken, bugün Beşiktaş-Tarabya minibüsünde yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum. Yapı Kredi Plaza'nın orada birileri inmek istedi. Şoför bey de haliyle sağa çekti arabayı, kapıları açtı. İnmek isteyen yolcular indi. Boş koltukları görünce şoför bey biraz bekledi. O arada bir genç kapıya geldi ve "İTÜ'den geçer mi?" dedi. Şoför bey "Geçer tabi" dedi. Bu arada genç arkasını döndü, birine el etti ve bir kız yanına yaklaştı. Tam "hadi görüşürüz" diye kızı öperken minibüs hareket etti. Heralde uzun zamandır gördüğüm en komik ifadeydi gencin yüzündeki. Sonra kapılar kapandı. Ben de güldüm. Yanımdaki bayan deli olduğumu düşündü sanırım.
Bu da böyle bir anımdı, paylaştım.

İşte böyle. İlerleyen günlerde daha az geyikli yazılarda görüşmek üzere. Benim gitmem lazım, zira hocam ara vermiş, bizim sınıf dışarı çıkmış.
Herkes kendine iyi baksın, aman üşütmeyin.

10:54

Comments

ozzy said…
aa, süpermiş bu yeni şekil ve renkler, çok taze, çok dinamik, hastası oldum
basakiper said…
Her şey sizler için.
Mersi : )

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari