Secim

22:45

Gitmek, gitmeyi seçmek, gitmemek, gidememek, kalmak, kalabilmek... Çok enteresan seçimler bunlar. Hayat zaten çok tuhaf, vapurlar falan. Ama seçim yapmak zorunda kalınca daha da tuhaflaşıyor galiba.
Bugün bir film seyrettim, Wristcutters: A Love Story.
Film çok depresif bir konuyu biraz masalsı bir dille anlatıyor. Tavsiye ederim. Sanırım oradan aklıma takıldı bu gidip/gitmeme, kalıp/kalmama durumu. Gerçi filmde çok başka bir "gitmek" var ama olsun. Yine de bir seçim. Kalmak ve gitmek, en basit anlamıyla.
Bence kalmak varken gitmeyi seçmek çok zor. Hatta kaba, bencilce bi hareket. Ama arkada bırakılanlara rağmen gidebilmek cesurca. Gerçi döndüğümde nasılsa burada olurlar diye bir güven olmasa gidebilmek kimsenin becerebileceği bir şey değil. Babana bile güvenme derler adama.

Kafam dağıldı benim.
Pazar sabahları genel olarak takındığım magazinsel havadan pek uzağım, farkındayım. Pazar akşamları böyle oluyor demek ki.

Her neyse.
Yarın okulun ilk günü. Dersim yok, ama ders programımı düzenlemek üzere okulda olacağım. Lisans eğitimimin son güz döneminin ilk günü... Ama keyfim yerinde. Zira bu yıllardır beklediğim günlerden biri.
Hayırlara vesile.

PS. Yarın dolunay var, pek romantik.

the organ - memorize the city

22:55

Comments

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari