Günlerden Cumartesi

11:36

Çok başım ağrıyor. Her insanın zulasında böyle durumlar için Alka Seltzer olmalı. Ancak bizde olmadığı için her efervesan tablet aynı etkiyi yaratır belki diye kendimi kandırabilirim diye düşünerek onun yerine C vitamını aldım. İkisi de efervesan, belki işin sırrı bundadır dedim kendi kendime.
Üzerinden bir saat geçti. Sonuç olarak işe yaramadı. İşin sırrı efervesanlıkta değilmiş. Halbuki ben efervesan tablet çok severim. (Şu noktada, Kimya 2 derslerinde Mr. Mallinder'ın 'effervescent' deyişi geldi aklıma, benim nefes deneylerim ve dersin olur olmaz anlarında 'Sir, Sir, Sir...' diye kendisini rahatsız etme çalışmalarım arasında. Güzel günlerdi.)

Efervesan tabletler, üzerine su eklenince çorba olan tozlar ve bunların benzerleri bence çok enteresan ürünler. (B. Beyler burada olsalardı eğer "nanotechnology" diye espri yaparlardı bana..) Çorba olmasını bir derece anlıyorum aslında ama o tozların içindekiler bi anda büyüyor ve gerçek sebze tanelerine falan dönüşüyorlar. O hale nası geliyolar? O hale gelebilmeleri için nasıl bir kurutma işlemi yapılıyor? Nasıl bir teknoloji o öyle? Beni de o hale getirebilirler mi acaba? Beni de iyice buharlaştırıp kurutsalar sonra da üzerime su ekleseler, tekrar bu halime dönebilir miyim? Saçlar eski haline dönmez bence... Evet. Saçlar zor. Ama neyse, kökü bende nasılsa, tekrardan uzarlar. Bunu yaklaşık 3 hafta önce kırıklarını aldırmak üzere gittiğim kuaför de dedi. Kuaförlerin kırık alırken akıllarından ne geçtiğini merak ediyorum. Hayır, ben çok açık bir şekilde dedim ki "Lütfen kırıklarını alabilir misiniz? Uçları biraz kötü oldu, ama lütfen kısalmasın, lütfen. Kısalsın istemiyorum. Şöyle bi parmak (bu noktada kendi parmağımı yatay tutup bi parmağın günlük hayattaki ebatlarını da gösterdim) kesseniz tam olur benim için. Lütfen bi parmak olsun ama..."
Bunları dememden yaklaşık 19 saniye sonra benim parmaklarımla yaklaşık 5 parmak saçım yere düşüverdi. Gözlerim nemlenmek üzereydi ki kendimi iyi şeyler düşünmeye zorladım. "Belki de biraz katlı kesecektir, evet, katlı kesim. Kesin öyle olmalı. Tamam... Katlı kesim iyi. Tabi.. Dümdüz olmasın zaten..." Benim bunları düşünmeye çalışmamdan yine yaklaşık 19 saniye sonra gerçekleri anladım. Her saç kesimimde olan şeyler olduğu için aslında alışkınım bu durumlara. Ama işte her seferinde ayrı koyuyor insana.
En sevmediğim saç tesellisi olarak: Kökü bende nasılsa, daha güçlü uzarlar şimdi.

Her neyse. Böyle işte. Hala başım ağrıyor. Birkaç bir şey daha vardı anlatmak istediğim. Onlar sonraya kaldı.
Baş ağrıma bi çare bulmaya sonra da üzerine sıcak bir çay içmeye gidiyorum. Yakın zamanda görüşmek üzere. Aman şemsiyesiz dışarı çıkmayın.

dire straits - romeo & juliet
coldplay - viva la vida
red hot chili peppers - hard to concentrate
björk - pagan poetry

11:56

Comments

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari