Pembe, gönlüm sende!

23:55

Yepyeni bir imajla yazı geride bıraktım, sonbahara merhaba dedim. Bu sefer farkettiyseniz, pembe ağırlıklı. Pembe, gönlüm sende. Yazarın cinsiyeti ön plana çıksın istedim biraz. Gerçi fotoğraftan belli oluyor diye düşünüyorum ama emin de olamam tabi.

Bir haftanın daha sonuna geldiğimiz şu saniyelerde, evim çok soğuk. Sayın yönetici, kaloriferleri yakmanın sizce de vakti gelmedi mi? Sizce gelmiş olsa yakardınız aslında, farkındayım. Ama belki biraz baskıya ihtiyacınız vardır. Ya da "bu adam da ne kadar çabuk üşüyomuş, erkek adam üşümez, ben öyle şey dedirtmem kendime!" gibi bir tribiniz var. Bilemem. Ben biraz ısınmak istiyorum sadece. Dışarısı evin içinden daha sıcak olduğu için evde pek vakit geçirmek istemiyorum. Evde geçirdiğim süreyi de, mümkünse, sıcak duşun altında geçirmek istiyorum. Bu kalorifer meselesi yüzünden evimde bulamadığım sıcaklığı başka evlerde aramaya başladım. (Yalan söylemiyim, çok aramadım. Bildiğim sıcak bir ev vardı.) Battaniye altında oturmak aslında keyifli, ama bir yere kadar. Bazen de battaniyesiz oturmak istiyorum evimde.
Mouse kullanan sağ elim sol elime göre hep daha fazla üşüyor. Ve kaç kat battaniyem olursa olsun ellerimi ısıtmak büyük problem.
Kalorifer teknolojisini geliştiren büyük insan, çok teşekkürler. Sayende biz, soğuk kış günlerinde evlerimizi sımsıcak yapabiliyoruz. Ne kadar teşekkür etsem az, o yüzden bu teşekkür işini fazla uzamıyorum.

Her neyse. Bugün Filmekimi'nin yıldızlarından biri olan yeni Miyazaki filmine gittim. Tam adını hatırlamıyorum, o yüzden ben kendisine kısaca "Ponyo" diyeceğim.
Film çok güzel. Yol ortasında "Ponyo!" diye bağıran birini gördüyseniz bugün Taksim'de, belki de o bendim ve siz beni gördünüz. Bilemiyorum. Film hakikaten çok güzeldi. Benden tavsiye. Onun dışında Cuma akşamı da Akbank Jazz Festivali kapsamında Babylon'daydık. O da güzeldi sanırım. Kötüyse de ben baya keyifli olduğum için farketmedim. Ama o kadar fazla eğlendiğimi göz önünde bulundurursak, iyi bi konser olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Sanırım...
Bu ara kültürel aktivitelerde çok boy gösteriyoruz. Çok keyifli. Bunu da tavsiye ediyorum.

Sonra pazar sabahı güzel bir kahvaltıyı da tavsiye ediyorum. Ama mesela vişne jölesini mangolu votkayla yapmayı çok tavsiye etmiyorum. Ya da Casita'yı da tavsiye etmiyorum mesela. Flormar 48'in üzerine 236 oje sürdürmeyi de tavsiye edebilirim mesela..
Herkese keyifli bir hafta tavsiye ediyorum bir de üstüne. "Bu tavsiye edilmez ki, manyak!" dediniz, duydum. Çok geç ama, dedim bile.

sigur ros - milano
björk - earth intruders
the national - mistaken for strangers
snow patrol - shut your eyes

00:18

Comments

gulin vardar said…
yeni rengi çok sevdim! arasıra değişiklik çok iyi geliyor.

doğalgaz fiyatları çok artmış diye duydum. problem ondan kaynaklanıyor olabilir.

bilmiyorum isveç'te nasıldı ama danimarka'da yurtta 24 saat yakıyorlar. bazen cam açıyorum serinlik için. hey allahım...
basakiper said…
Aa biz İsveçliler böyle müsrifliği hiç sevmeyiz! Kaloriferi her zaman açmayız, açtığımızda da en sıcakta açmayız. Üşürsek üstümüze bir kat daha giymemiz hem bizim hem de çevremiz için daha iyi.
Levent Tüter said…
hayırlı olsun bloglar alemine yeni renk :P

isveçlilerden daha isveçli olarak donmaya meraklı olduğumuz da ayrı bir meraklı olduğumuzu söyleyebilirim, cidden.

eğlenmek candır :)
BooTeS said…
ama jöle şahane olmuştu :D ilk birkaç kaşıklık adaptasyon sürecinden sonrası güzeldi bence...

Popular posts from this blog

Bir baska pazar.

Volverin, taraftara yol verin!

Nisan planlari