Posts

Showing posts from November, 2008

Spock

Image
Bence olmuş bu.
Alakalı olarak, çok dizi izleyen bir insan olduğum için,
The Lizard-Spock Expansion. Bu da bu haftanın, belki de bu ayın tavsiyesi olsun.

Sahilden Bostancı

18:42

Her gün ya da en kötü ihtimalle iki günde bir yazı yazabilen, bloglarını güncelleyen insanları takdir ediyorum. Bana bu boş günlerimde zaman geçirmem için malzeme sağlıyorlar. Buradan onlara teşekkür ediyorum. Bazen ben de sizler gibi olmak istiyorum, ama sonra çok üşeniyorum. Bir de aklıma bir sürü şey geliyo mesela, ama bilgisayar başında otururken unutuyorum onları. Aklıma geldiği anda yazmam lazım galiba. Gerçi bu aklıma gelen her şey için aynı. Mesela birine bi şey söylemem gerekiyor, ya da gerekmiyo, sadece bir şey söylemek istiyorum, tam söyleceğim anda unutuyorum. Sonra düşünüyorum, hatırlamak için. Aklıma birkaç bir şey geliyor, ama asıl söylemek istediğim şey gelmiyor. Bilmiyorum, vitamin takviyesine ihtiyacım var ya da bol miktarda balık yemem gerekiyor ki kafam çalışsın. Gerçi dün gece 'Sahilden Bostancı' dolmuşunda yanımda oturan bağyan gibi en alakasız zamanlarda not tutabilirim. Gereğinden fazla nemli ve sıkışık bir dolmuş arka dörtlüsünde bağyan hiç üşenme…

Ozdemir

10:08

En son yazdığımdan beri bi sürü yere gittim, bi sürü şey yaptım, bi sürü insan gördüm. (Adil İzci hocam buralarda olsaydı 'bir sürü denmez' derdi, ama ben dedim) Cuma Taksim, cumartesi Dragos'ta Özdemir Erdoğan'la bir gece (ve evet hala yaşıyor o adam, bence bi 10 sene falan daha program yapar) ve pazar günü de beklenen Homecoming. Keyifli bir haftasonuydu benim açımdan. Sanırım beni haftasonunda gören bir çok insan için de aynı şekildeydi.

Geçen hafta, haftasonunun en can alıcı noktasının Homecoming olduğunu söylemiştim. Hatta demiştim ki 'Robert sen mi büyüksün...' diye bağıracağım. Bağırmadığımı düşünenler varsa çok fena yanılıyorlar. Bağırdım. Etrafta pek kimse kalmamıştı ve Gould Hall'un oralarda da değildim ama olsun. Feyyaz Berker şahidim. İçimde kalmadı, bağırdım, rahatladım.
Bunun dışında bizim seneden şaşırtıcı bir katılım vardı. Tabi bu şaşırtıcı geçen senelere kıyasla şaşırtıcı. Yoksa 30-40 kişi falandık herhalde. Aslında o kadar var mıydık e…

Come home

Image
23:15

Bu seneki okul yükünün en ağır olduğu günleri yaşıyorum bu hafta. Aldığım 4 ders için de bir şeyler yapmam lazımdı. Yarın akşam 17:00'de ödevimi teslim ettikten sonra işim bitecek, bu hafta için. Aslında geçen senelere göre buna yük bile denmez. Bu yaptıklarım geçen senelerde, yapmam gereken onca şey arasında olsalardı eğer, yapmamak üzere üzerlerini karalayacağım cinsten şeylerdi. Ama hayat işte, bana neler yaptırıyor...

Bu dolu ve biraz da yorucu geçen haftanın ardından güzel bir haftasonunun beni beklediğini bilmek çok rahatlatıcı bir his. Cuma ve cumartesi ve pazar günümün hepsi planlanmış durumda şu an. Beni bunlar arasında en fazla heyecanlandıran sanırım pazar günü. Gerçi 'heyecan' burada doğru bir seçim olmadı sanki... Ama ben şu an daha iyisini bulamadığım için heyecan demeye devam edebilirim. Hem orta 2 ve orta 3 yıllarımı bilen, hem de şu an içinde bulunduğum durumdan haberdar olan arkadaşlarım, çoğunlukla Robert Kolejli olanlar bunlar, bu pazar günü Homecom…

Zachary

18:29

3-5 sene geriden takip etmemi göz ardı edersek, Jack Bauer bugün Amerika'yı ve aslında dolayısıyla dünyayı yine yeniden kurtardı. "Millions of lives are at stake" durumu her zamanki gibi mevcuttu ve kendisi 24 saatte Meksika - LA arasında dolaşarak her şeyi çözdü. Buradan Bauer takipçileri 3. sezonu yeni bitirdiğimin farkında varmışlardır ve büyük ihtimalle de yüzlerinde bi tebessüm oluşmuştur.
Her neyse.. Ben Jack'i pek sevmiyorum. Jack gibi manyak bir aile dostumuz ya da akrabamız olsun istemezdim. Her ne kadar "Jack Amca, meraba. Benim biraz yardıma ihtiyacım var, beni rahatsız eden birkaç kişi var... Sen ilgilenir misin?" demek çok çekici de olsa buna uzun süre dayanamazdım sanırım.
Ama ben Obama olsaydım mesela, sırf birazcık eğlenmek için, Kiefer Sutherland'ı yani Jack'ın gerçek hayattaki halini, arardım. Biraz laflardım, "I need a chopper, right now!" falan diye bağırıp yüzüne kapatırdım. Koskoca Amerikan başkanı olmuşum, bu kada…

O ba ma

00:07

Saatler Bond'u gösterirken, uyku öncesi ufak bir şey söylemem lazım sanki.
Sevgili Jack, (burada yazar Jack Bauer'e sesleniyor. Kendisi Jack'le haftanın 3-5 günü 3-5 saat takıldığı için ona Jack diyebilecek kadar samimi) Amerika'nın sana ihtiyacı olabilir. Gerçekten göreve gelmen lazım.

Ama önce biraz dinlen.
İyi geceler.

00:09

Kasim

09:43

Günaydın sevgili okur,

Yepyeni bir hafta ve yepyeni bir aya girdiğimiz için bir şeyler yazmamın iyi olacağını düşündüm. Her hafta ya da her aya özel yazı dizilerim yok aslında ama belki bundan sonra olur.

Bugün de uyandım erkenden... Çünkü apartmanımızın dışına bir şeyler yapılıyor. Apartmanın ön cephesinde iskeleler var. Ve bu sabah itibariyle bu çalışmalar bizim kata geldi. Sabah kapalı panjuruma çarpan demir sesleri ve buna benzer gürültülerle uyandım. Bir an için korktum sanırım. Zaten uzunca bir zamandır panjurlarım kapalı durduğundan sürekli gece yaşıyorum odamda. İskelelerin kurulabilmesi için panjurların kapalı olması gerekiyor haliyle. Zaten panjurlar açıkken iskele kurulabilseydi bile o şekilde olmasını istemezdim. Herhangi bir sabah camımdaki adamlarla göz göze gelme olasılığım olurdu, böyle bir adrenalin istemiyorum hayatımda.
Her neyse, apartmanının dışında işler ilerliyor. Bu sevindirici bir haber. Yakın zamanda biter herhalde.

Dün gece güzel bir pazar akşamını sinemada…