Ozdemir

10:08

En son yazdığımdan beri bi sürü yere gittim, bi sürü şey yaptım, bi sürü insan gördüm. (Adil İzci hocam buralarda olsaydı 'bir sürü denmez' derdi, ama ben dedim) Cuma Taksim, cumartesi Dragos'ta Özdemir Erdoğan'la bir gece (ve evet hala yaşıyor o adam, bence bi 10 sene falan daha program yapar) ve pazar günü de beklenen Homecoming. Keyifli bir haftasonuydu benim açımdan. Sanırım beni haftasonunda gören bir çok insan için de aynı şekildeydi.

Geçen hafta, haftasonunun en can alıcı noktasının Homecoming olduğunu söylemiştim. Hatta demiştim ki 'Robert sen mi büyüksün...' diye bağıracağım. Bağırmadığımı düşünenler varsa çok fena yanılıyorlar. Bağırdım. Etrafta pek kimse kalmamıştı ve Gould Hall'un oralarda da değildim ama olsun. Feyyaz Berker şahidim. İçimde kalmadı, bağırdım, rahatladım.
Bunun dışında bizim seneden şaşırtıcı bir katılım vardı. Tabi bu şaşırtıcı geçen senelere kıyasla şaşırtıcı. Yoksa 30-40 kişi falandık herhalde. Aslında o kadar var mıydık emin olamadım şimdi, ama 20 kesin vardık.
İyi ki gelmiş gelenlerin hepsi, Robert her gittiğimde ayrı güzel. Bu sefer en güzeliydi, bundan sonrakiler kesin bundan daha iyi olacak.

Bi de ben hayatımın böyle çok güzel olmasına ve her geçen gün de çok daha iyi olmasına çok alıştım. Yani sadece Robert değil güzelleşen sanırım, hayattaki en rutin şeyler de bu aralar her seferinde, garip bi şekilde, biraz daha keyifli oluyor. (Bu noktada B. Bey'e teşekkürü borç bilirim, zira kendisinin payı çok çok büyük) Aman nazar değmesin. Hep daha güzel olsun.
Yakın zamanda görüşmek üzere efendim, bugün yazıyı toparlayamadım.

the national - ada
feist - mushaboom
coldplay - death and all his friends
pearl jam - i am mine

10:25

Comments

canaskin said…
yeseydi roll call'da bağırırdın :)
basakiper said…
Ayıp oluyo ama :)
Amaç bağırmaktı, bağırdım :)

Popular posts from this blog

Bir baska pazar.

Volverin, taraftara yol verin!

Nisan planlari