Dizi dizi

15:22

Dışarıda hava buz gibi olmasına rağmen, şuursuz kaloriferlerimiz dolayısıyla evin içinde terliyorum. Hem herkes doğalgaza zam geldi diye bas bas bağırıyo, hem de apartman "kaloriferi azcık kıssak kimse üşümez, hem de faturalar düşer" demiyor.

Her neyse.

Bu aralar kendimi gerçekten dizi izlemeye verdim. Bundan önce de birçoğunuzun bildiği gibi çok dizi izliyordum ama artık çok daha hızlandım. Gerçi hala Jack Bauer'ın 24 saatlik hızına yetişemedim. Jack saatiyle 24 saat, benim zamanımla 4 gün oldu ve Jack 4. kez Amerika'yı ve dolayısıyla hepimizi kurtardı. Ben de bundan istifade ederek, Battlestar Galactica'daki insanların Dünya'yı bulmasına yardım etmeye karar verdim, ve hızlı bir şekilde 3. sezona giriş yaptım. Ocak ortasına kadar bunları bitirmem lazım ki yeni bölümleri rahat rahat seyredebileyim. Kendime güvenim tam. Eğer konstantrasyonumu bozmazsam bunu yapabileceğime inanıyorum.

Bunun dışında yeni yıl yaklaşıyor, geçen sene yaptığım gibi "Yeniyıl dilekleri" listesi yapabilirim yakın zamanda. Ama aslında hazır şu an her şey çok güzelken acayip şeyler dileyip de bunu bozmak da olabilir işin ucunda. (careful what you wish for demiş bizden büyükler) Ama birkaç dilekten bir şey olmaz.
Yeniyıl demişken, uzun yıllardır olan yeniyıl/yılbaşı lanetimi bu yıl kırabileceğimi düşünüyorum. Son birkaç senedir yılbaşından önceki ve sonraki 1 hafta, yani yılbaşı artı/eksi 1 hafta (o güzelim işareti buraya kopyalayamadım, halbuki kopyalayabilsem çok şekil olacaktı), aralığında kötü sayılabilecek şeylerle uğraştığım için biraz tedirginim. Ama dediğim gibi, bu sene şeytanın bacağını kırmayı planlıyorum. Kısmet.

Ben yazıyı fazla uzatmadan, dolayısıyla da çok değerli dizi izleme zamanımdan fazla çalmadan lafı burada kesiyorum. Herkes kendine iyi baksın.

15:34

Comments

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari