In Bruges

11:26

Günaydın!
Sesim soluğum çıkmıyor diye meraklandınız tahminimce ama telaşlanmayın. Her zamanki gibi çok yoğun programımdan dolayı sizlere vakit ayıramadım. Hatta bundan sonra daha da az boş vaktim olacağı için sizlere daha da az vakit ayırabileceğim. "Aaa, niye ki?" dediniz, açıklama için biraz bekleyin.

Öncelikle neler yaptık, bu kadar zaman nasıl geçti falan onlara bir bakalım. Öncelikle pek keyifli bir Sevgililer Günü geçirdim. Ama buradan kapitalizme destek veren bir sevgililer günü kutlaması yaptığım falan anlaşılmasın. Çok fazla çiğköfte yedim. Üzerine çok fazla meze yedim. Acayip güzel bir içli köfte yedim. O kadar yedim ki üstüne yemek falan yiyemedim. Ama zaten o kadar çok yedikten sonra da yemek yiyemediğim için üzülmedim.
Her neyse, ondan sonraki günler her zamanki gibiydi aslında. Yüzmeye gittim, çok fazla WiiFit oynayıp yeni oyunları ve egzersizleri açtım. WiiFit beni bu kadar istikrarlı bir şekilde her gün kendisini ziyaret ettiğim için tebrik etti ve bana teşekkür etti. Bu çalışmayı devam ettir dedi.
En son olarak da dün TOEFL'a girdim. Ben böyle uzun, böyle yorucu sınav görmedim. Önce oku oku oku, sonra dinle dinle dinle, sonra konuş konuş konuş, sonra yaz yaz yaz. 4 saat sınav mı olurmuş? Normal bir insan dikkatini ancak 20 dakika bir şeye yoğunlaştırabiliyor, 4 saat ben nasıl sınav yapayım... Çok ayıp böyle şeyler. Neyse ki geçti gitti...

Bugünden sonra da artık sabah kalkıp işine giden, akşam evine ekmeğini getiren bir insan olacağım ve bu konuda da pek gururluyum. Her ne kadar B. Beyler şu boş günlerin değerini bilemediğim konusunda hakkımda iyi düşünmese de bence böylesi daha iyi. Boş oturmaktan canı sıkılanın halinden sadece boş oturmaktan canı sıkılan anlar. Haftanın 4 günü evin içinde yalnız yalnız oturmak hakikaten çekilecek çile değil. Gerçi daha başıma nasıl işler açtığımın farkında değilim ama olsun. Bu yeni yaşımla daha büyük, daha olgun bir insan olacağımı söylemiştim. Bu yeni iş de bu konudaki adımlarımdan biri olsun. Nerede çalışmaya başlayacağımı merak edenleri daha fazla merakta bırakmayarak bir linke yönlendiriyorum kendilerini. Bana başarılar.

İşte böyle. Arayı fazla açmamaya çalışırım, söz.

Not: In Bruges filmini yeni izledim. Beğendim. Tavsiye ederim.

spoon - something to look forward to
mogwai - auto rock
the killers - neon tiger

11:48

Comments

Popular posts from this blog

Bir baska pazar.

Volverin, taraftara yol verin!

Nisan planlari