Posts

Showing posts from April, 2009

tumblr

10:38

Günaydın pazar okuyucuları. Sizler henüz uyurken, ben kalktım, çay demledim, kahvaltı ettim ve 2. bardak çayımı afiyetle içebilmek için biraz soğumasını bekliyorum. Pek de mutluyum şu halimden. Bu hafta sanırım büyük çoğunluk, rutin haftalara kıyasla, daha mutluydu halinden. 23 Nisan'ın insanı neşeyle doldurması, bir de üstüne tatil olmasının etkisi olmuştur. Ben bu tatili, B. Bey'le yeni başlattığımız ve ilk ayağını bu perşembe gerçekleştirdiğimiz "İstanbul'u Gezelim, Görelim, Öğrenelim Turları" çerçevesinde Cihangir civarında geçirdim. Taksim Meydanı'ndan Cihangir, ardından Tophane, oradan da yukarıya Galatasaray'a ve sonrasında Asmalımescit tarafları. Keyifliydi, tavsiye ederim.

Sonra dün akşam da 3.5/10 alarak gerçekten kötü filmler listesine giren Fast&Furious adlı filme gittik. IMDb puanına bakarsanız 6.9 ama aynı bu adamlar Max Payne'e de 5.5 falan vermişler. Max benden puan bile alamaz. Her neyse. Gerçekten kötü bir filmdi. Bu yanımdak…

Heves

Image
17:27

Hayatta yapmak istediğim, çok heves ettiğim şeyler var. Bunların bir kısmını yapamadan hevesim geçti, şimdi yapmasam da olur gibi. Diğer bir kısmı için ise hala 'hala yapsam iyi olur' diyorum.
Bu karmakarışık listeye geçenlerde bir yenisini ekledim.
İşte aynen bu şekilde oturacağım merdivenlerde:


Gerçi ben o bahçeye girme iznine sahip değilim sanırım. Olsun, farketmez.

Hazır böyle bir listem olduğundan bahsetmişken belki ilerleyen zamanlarda bu listenin devamından da bahsederim.

17:31

Equilibrium

10:07

Geçen yazımdaki "havaların güzelleşmesi", "baharın gelmesi" falan gibi deyimleri bu yazımla geri almak istiyorum. Havalar böyle güzelleşmez, bahar da böyle gelmez. Yakın zamanda mevsimler ve havayla aramız açılacak, ancak kendilerinin durumdan pek haberleri yok haliyle.

Her neyse. Günaydınlar efendim.
(Bu arada parantez içerisinde bir hikaye anlatmak istiyorum. Bu şu an aklıma geldi, sonra kesin unuturum. Geçen cumartesi, vapurla karşıya geçerken liseden bir arkadaşımı gördüm iskelede. Yaklaşık 10 kelime falan ettik toplamda, kendisi sonra bana "basakiper'le hayat" dedi. Tanışmıyor olsaydık, kendimi Fight Club gibi hissedebilirdim, ama tanışıyorduk, o yüzden bir anlamı olmadı aslında...)

Pazar akşamki süper derbiyi atlattıktan sonra, pazartesi akşamı uzun aralardan sonra çok sevgili kız arkadaşlarımla buluşup çok dedikodu yapıp, çok güldük. Etraftaki bütün masaları da rahatsız ettik sanırım. Ama onlar da bizim masada olsalardı kesin çok gülerlerdi. …

Cuma dinlencesi

Image
20:11

Merhaba sevgili okur,

Sessiz sakin bir cuma akşamına hoşgeldin. Haftaiçinin yorgunluğunu ve telaşını atmak için cuma akşamı evde oturmaktan daha iyi bir yol yok sanırım. Gerçi sor bakalım çok mu telaşlısın haftaiçi diye... Pek değilim aslında ama mutlaka olanlarınız vardır. Ben onlara istinaden söyledim bunu. Telaşlı olmasam da yoruluyorum denebilir. Dolayısıyla benim de cuma akşamlarından kendime çıkarabileceğim bir pay var.

Bu aralar, havaların güzelleşmesinden olsa gerek, İstanbul'da hayat pek keyifli. Dışarı çıkarken "acaba yağmur yağar mı ki? Şemsiyeyi de hiç sevmiyorum..." diye düşünmüyorum mesela. Bu pek önemli bir şey benim hayatımda. Sonra oraya buraya yürürken "Diğer kazağı giymem gerektiğini biliyordum..." diye kendi kendime konuşmuyorum mesela. Bu da olumlu bir şey hayatta. Dondurma mevsimi açıldı bir de, o sanırım bunların arasında en sevdiğim şey. Diyeceksiniz ki, kışın da dondurma yiyebilirsin, artık büyüdün, kaç yaşına geldin... Ama olmuyor i…

Central

21:06

Bu aralar laflarımı tüketmişim gibi hissediyorum. Söylemek istediklerimi kafamda toparlayamıyorum. Enteresan bir durum benim için. Ama işte hayat ne tuhaf vapurlar falan deyip geçiştirmeyi seçiyorum.

Genel olarak haftalar birbirine benzer şekilde geçiyor. Ara ara kendimi, televizyonda ve sinemada sık sık gösterilen o çirkin reklamdaki kıza benzetiyorum. Şu şey reklamı, hani her gün bir öncekinin aynısı, kız hep aynı sayfayı okurken uyuyakalıyor, arabayı çarpmamak istiyor her gün ama park ederken hep çarpıyor. Sonra kamera çok çok uzaklaşıyor ve kızın aslında hayatının 2 noktada gidip gelmekle tükendiğini görüyoruz. Böyle reklam olmaz olsun.
Her neyse, arada bir kendimi öyle hissediyorum işte. Biraz öyle hissediyorum, ama sonra kendime gelip düzeliyorum.
Şu noktada Barney Stinson'ın laflarını kendime motto edindiğimi düşünebiliriz.
When I feel sad
, I just stop being sad and be awesome instead.

Evet.
Bugün bir de insanın geçmişinden kaçabilmesi, kaçamasa bile etkilenmemesi gerekti…