Central

21:06

Bu aralar laflarımı tüketmişim gibi hissediyorum. Söylemek istediklerimi kafamda toparlayamıyorum. Enteresan bir durum benim için. Ama işte hayat ne tuhaf vapurlar falan deyip geçiştirmeyi seçiyorum.

Genel olarak haftalar birbirine benzer şekilde geçiyor. Ara ara kendimi, televizyonda ve sinemada sık sık gösterilen o çirkin reklamdaki kıza benzetiyorum. Şu şey reklamı, hani her gün bir öncekinin aynısı, kız hep aynı sayfayı okurken uyuyakalıyor, arabayı çarpmamak istiyor her gün ama park ederken hep çarpıyor. Sonra kamera çok çok uzaklaşıyor ve kızın aslında hayatının 2 noktada gidip gelmekle tükendiğini görüyoruz. Böyle reklam olmaz olsun.
Her neyse, arada bir kendimi öyle hissediyorum işte. Biraz öyle hissediyorum, ama sonra kendime gelip düzeliyorum.
Şu noktada Barney Stinson'ın laflarını kendime motto edindiğimi düşünebiliriz.
When I feel sad
, I just stop being sad and be awesome instead.

Evet.
Bugün bir de insanın geçmişinden kaçabilmesi, kaçamasa bile etkilenmemesi gerektiğine değinmek isterdim bu yazıda, ama en başta dediğim gibi laflarım hem dağınık hem de tükendi sanırım.
İyi baksın herkes kendine.

john frusciante - central

21:15

Comments

Popular posts from this blog

Volverin, taraftara yol verin!

Bir baska pazar.

Nisan planlari