Posts

Showing posts from 2016

Kucuk Kara Balik

Bundan birkac sene oncesine kadar kendimi iyi bir kitap okuru zannederdim. Klasiklerden yeni cikanlara, o siralar populer olmus kitaplardan her donem populer olanlara kadar cokca kitap okurdum. Ama sonra farkettim ki ben bu islerin cok basindaymisim. Okumadigim, adini bile bilmedigim ama aslinda keske bilseymisim de okusaymisim dedigim o kadar cok kitap varmis ki... Cok sasirmistim. Iste bu kitaplardan biri de Kucuk Kara Balik.  Kitap aslinda cocuk kitabi. Ve ben cocukken de cok kitap okudugumu dusunurdum, yanilmisim. Cok gec de olsa okudum. Ve cok begendim. Cocukken okusaydim hayatim degisir miydi bilmiyorum. Zaten geriye donuk konusmak cok da anlamli degil.
Ben cocukken okuyamadim ama Z. Hanim biraz daha buyuyunce okur artik. Belki onun icin cok anlamli bir kitap olur.
"Dünya çok büyüktür, yavrum. Her yanını gezemezsin ki ... " "Ben de gezebildiğim kadarını gezerim."

Danimarka'da nasil oluyor?

Merhabalar,
Su siralar "The Danish Way of Parenting" adli bir kitap okuyorum. Cocuk sahibi olduktan sonra okudugum kitaplar da haliyle cok degisti. Sanirim artik okudugum kitaplarin cogu bebek/cocuk gelisim kitaplari, ebeveynler neler yapmali vs ile ilgili. Ama ilgim de varmis, hosuma da gidiyor acikcasi okumak. Insan bu yasindan sonra kendisiyle ilgili boyle yeni seyler ogrenince sasiriyor. Sonucta 30 senedir kendimleyim, ama 1 senedir Z. Hanim'layim. Hayat ne tuhaf.
Neyse, bu kitapta soyle bir paragraf var: 
'Communications professor Silvia Knobloch-Westerwick and colleagues at Ohio State University have done research that has demonstrated that, contrary to popular belief, watching tragic or sad movies actually makes people happier by bringing attention to some of the more positive aspects of their own lives. It tends to make people reflect on their own relationships with gratitude and perspective, leaving us feeling enriched and more in touch with our own humanit…

Bira Fabrikasi

Selamlar,

Bu sezonun ilk tiyatrosu Moda Sahnesi'ndeki Bira Fabrikasi'ydi. Moda Sahnesi birkac sene once acildi. Ne de iyi etmisler de acmislar. Son senelerde gittigimiz oyunlarin %90'ina burada gittik. Hem eve yakin, hem oyunlar guzel, hem de civarda yemek yenecek yer alternatifi fazla.

Onur Unsal'i Moda Sahnesi oncesinde malesef tanimiyordum. Moda Sahnesi'ndeki oyunlarla beraber onu da tanimis oldum ve cok iyi oldu. Bu oyunda da yine kendisini cok begendim. Onu ayrica yazmak istedim. Gerci bu oyunun yildizi Necip Memili'ydi ama neyse. Gittiginizde anlarsiniz.
Moda Sahnesi'ndeki oyunlar sanki dogaclama yapiliyormus gibi bir dogallikta akip gidiyor. Sanirim o yuzden cok hosuma gidiyor. Yeni sezonda sadece bir adet yeni oyunlari olmasi beni oldukca uzdu ama umarim kis aylarinda yeni yeni oyunlari da gun yuzune cikarirlar.

Bugunun tavsiyesi bu olsun.



Gunluk rutin

Artik tam zamanli ev hanimi oldugum su siralar sanirim hayatimin en buyuk degisikliklerinden birini yasiyorum. Bugune kadar kendimi bildim bileli haftaici erken uyanip her bir yere gittim. Once okula gittim. Ilkokul, ortaokul, lise ve universite. Sonra bunlar biter bitmez hemen yine erken kalkip ise gitmeye basladim. Ve Eylul itibariyle artik erken kalkip ise gitmiyorum. Kahrolsun bagzi kapitalist sistemler.
Artik erken kalkip Z.'yle evde oturuyorum. Sonra parka gidiyoruz. Sonra yemek yiyoruz. Sonra o uyuyor. Sonra uyaniyor ve yine yemek yiyoruz. Bazen gun icerisinde bir suru sey geliyor aklima, sunu da yapayim bunu da yapayim diye. Eger not almazsam unutuyorum. Ama not alirsam da Z.'nin uyudugu vakitte hangi birini yapsam acaba diye dusunurken hicbirini yapamiyorum. Ve aslinda sonunda ikisi de ayni kapiya cikmis oluyor.

Dusundum tasindim ve soyle bir karar verdim: Gunluk rutinimde bazi seyleri degistirmek istiyorum. Mesela her gun bir sekilde 5 dakika kadar meditasyon yapmak …

Sakiz/Chios

Merhaba,
Cocuklu tatil postlarima malesef devam ediyorum. Bu sefer Sakiz Adasi yani Yunanca adiyla Chios'tan bahsedecegim.

Uzun bayram tatilini firsat bilip yuzbinlerce Turk'le beraber Yunan adalarina gidelim dedik. Cumartesi gunu yola ciktik, geceyi Cesme'de gecirdik. Ve binlerce insanla beraber pazar sabahi Sakiz Adasi'na gitmek uzere limana gittik. Tabi ki yogunluk sebebiyle pasaport kuyrugu cok uzundu. Herkes sinirliydi ve tiklim tikisti. Neyse ki en sonunda gecikmeli de olsa feribota bindik ve Sakiz Adasi'na gidebildik. Tavsiyeler sonucunda Karfas Koyu'nda kalmaya karar vermistik ve iyi ki de oyle yapmisiz. Karfas'ta deniz kenarindaki otelimize 10-15 dakikalik bir araba yolculugundan sonra ulastik. Otelin adi Golden Sand. Otel denizin kenarinda. Havuzu ve icerisinde bir de 80'lerden kalma cocuk parki var. Yani kucuk bir cocugu oyalamak icin oldukca iyi.

Biz degisik koylara da gidebilecegimizi dusundugumuz icin araba kiralamistik. Ancak adada mesafe…

The Happiness Project - kitap

Image
Bir suredir okumak istedigim kitabi sonunda bitirdim.
Bir gun otobuste giderken 'bence ben daha mutlu olabilirim' diyor Gretchen ve hikaye basliyor. Yani aslinda gunluk hayatta hep dusundugum ve aslinda yapsam daha iyi olur dedigim seylerden bahsediyor ama okumak cok hosuma gitti.
Bence herkes okusun.
Cunku bence herkes biraz daha mutlu olabilir.

Cocuklu tatil

Dedim ki kendi kendime, buraya madem yaziyorum, bari ileride isime yarayacak seyler de ekleyeyim. Mesela cocuklu yaz tatilinde neler yaptik, nasil yaptik? Biz bunlari yapinca o neler yapti? Iyi mi yaptik kotu mu yaptik? Iste biraz da bunlardan bahsedeyim de burayi okuyan 2-3 kisi de artik okumasin.

30 Agustos uzun haftasonusunu Cunda'daki Ada Camping'de gecirdik. B. Bey'in sirket arkadaslari ve benim bazi arkadaslarim bizi vazgecirmek istediler. Ama ben kabul etmedim. Kafamda tek bir sey vardi. Z. Bebek'i yatirmak ve sonrasinda telsizi cektigi icin rahatca aksam yemegi yiyebilecegim bir yer. Evet. Tek kriterim buydu. Ve telsiz cektigi icin ben rahatca aksam yemegi yiyebildim. (Z. Bebek normalde 20:30 gibi uyumasina ragmen tatilde 21:30 sularinda uyudugu icin cok gec yemek yiyebildim ama sonucta yedim) Tek bir degerlendirme noktasi oldugu icin inanilmaz basarili bir tatildi diyebilirim.
Ama bunun disinda da plaj cok guzeldi bence. Buyuk degil, hatta kucuk bile denebilir…

Cocuk.

Insan bazen gundelik hayatta sacma sapan seylere takilip uzuluyor, sonra sinirleniyor ya.. Sonra o olayi unutup hayatina devam ediyor ya. Cunku insan olmak bunu gerektirir, hayat devam ediyor, yasamak, hayatta kalmak, hayatina devam edebilmek gerekir. Bir onceki gunden daha guclu olmak, daha mutlu olmak, daha zengin olmak, daha daha iyi olmak...

Ama iste sonra soyle bir sey goruyorsun:
http://www.dailymail.co.uk/news/article-3746374/Wounded-boy-five-sitting-ambulance-deadly-airstrike-Aleppo-Syria.html?ito=social-facebook

Bu minicik cocuk minicik elleriyle alninin kanadigini farkedip sakince oturmaya nasil devam edebilir ki?
Hayat cok acimasiz. Ya da hep boyleydi de ben yeni farkediyorum.
Annelik mi beni boyle yapti yoksa bu her seyden haberdar olabilme durumu mu emin degilim.


30'dan sonra

En son yazimdan sonra 1 ay gecmis. Ben bu surede bahsettigim gibi her gun beni mutlu eden seyleri dusunmeye calistim. Bazi gunler bu cok kolaydi. Bazi gunler ise gercekten bugun mutlu oldum mu ki diye kendime sormam gerekti. Mutlulugu bazen sukranla degistirdim. Elimden o kadari geldi.

Gecen gun bir belgesel izliyordum. Dunyanin 4.5 milyar yasindan oldugundan ve bugune kadar 5 buyuk yokolma (the big five extinctions) gecirdigini anlatiyordu. Ben bunlardan sadece dinazorlarin yokolmasini biliyormusum megerse. Her neyse... Eger dunyanin yasinin 24 saat oldugunu dusunursek insanligin bu 24 saatteki yeri sadece geceyarisindan onceki kisa bir sureye denk geliyor. Resmi biraz daha buyutursem, Dunya evrendeki milyonlarca belki de milyarlarca gezegenden sadece biri. Yani kocaman bir sahildeki kucucuk bir kum tanesindeyiz ve bu kum tanesinde gecirdigimiz sure evrenin tarihinde lafi edilmeyecek kadar az bir sure.

Ve sonra butun bu olanlar.
Boyle dusununce cok anlamsiz her sey.
Sadece biraz sevg…

30 günlük denemeler

Bugün itibariyle 30 günlük bir challenge'a başlıyorum. Bu 30 gün içerisinde her gün beni mutlu eden bir şeyi not alacağım. Bu aralar iş hayatımla ilgili değişiklikler oluyor, hem dehiç beklenmedik şekilde. Ve benim bazı kararlar vermem gerekiyor. Bu kurumsal hayata devam etmesem olur mu mesela. Olursa nasıl olur? İyi olur mu yoksa keyifsiz mi olur?
Her şey kısmet tabi işin sonunda.
Bu challenge bana nasıl yardım edecek derseniz şöyle bir düşüncem var: Ben hayatta nelerden keyif alıyorum, neler beni gerçekten mutlu ediyor onu öğrenebilirim belki. Bunu öğrenemezsem de en kötü 30 gün boyunca aslında "an"ı yaşamış ve mutlu olduğum bu anlar için şükretmiş olurum. Fena mı olur? Olmaz.
Haydi rastgele.
Namaste.

Yerli yerinde

Image
Her şey olması gerektiği gibi.
Ne eksik ne fazla.
Ne orası ne şurası. Tam da burası.

Lemur

Image
İnsanın bazen canı sıkılıyor sonra bir anda böyle bir şey görüyor.



Hayat, çok tuhaf. Ve güneşlenen lemur çok iyi bir şey.
Ben eskiden buraya hep yeni yıldan veya yeni yaşımdan beklentilerimi yazardım. Bunu yıllardır yapmamışım. 
Şimdi hazır aklıma gelmişken bunu yapayım istedim, niye bilmiyorum. 
2016 yılında örgü/dikiş öğrenmek istiyorum. Bir şeyler üretebilmek ve sonra onları kullanabilmek istiyorum.  Sonra daha sağlıklı beslenmek ve biraz hareket edebilmek istiyorum. Annelik hareket etmeyi biraz kısıtlıyor ama sağlıklı beslenmeye engel değil sanırım.  Ve bir de kitap okumak istiyorum. 2016 hedefim her ay bir kitap okumak ve mart ayı itibariyle 3. kitabıma başladım. 
Sizin de haberiniz olsun.

Ara

Merhaba!
Aradan 4 yil gecmis, ama bu sayfa hala buradaymis.
Halbuki ne kadar cok sey yasandi bu 4 yilda, neler eksildi neler cogaldi. Bazi seyler unutuldu, yitirildi sonra yenileri geldi. Yasim buyudu, bekarlik bitti, annelik geldi. Ama bu blog burada ben nasil biraktiysam oyle kaldi.

Hayat cok degisik.

Internet ayarlari dolayisiyla beni hala takip edenler! Iste size iyi haftasonlari!